çuf çuf çuf.
doğarken hepimizin televizyon kumandasına benzeyen bir şeyi oluyor. onunla kanallarımızı değiştirebiliyor, sesimizi açıp kapatabiliyoruz ve daha çeşitli şeyler… mesela bazen konuşma dilimizi değiştiriyoruz, bazen altyazı ekliyoruz söylediklerimizi insanlara telaffuz eden. aslında bu kumandalarla yapamayacağımız hiçbir şey yok öyle diyelim. biz hayatta aşamalar atladıkça bu kumandaların başka özelliklerini öğreniyoruz. şifresini çözdüğümüz özelliği kullanabilir hale geliyoruz. bütün şifreler farkındalıkla çözülüyor. kumandayı kullanırken unutulmaması gereken şey, onunla her şeyi yapabiliriz. durabilir, devam edebilir, gerekirse tekrar durabilir hatta hep durabiliriz. gidebilir, kalabilir, sevebilir, sevmeyebiliriz. yani kısacası, yapabileceğimiz her şeyi yapmayabiliriz de ve yapamayacağımızı düşündüğümüz her şeyi yapabiliriz aslında. “ben böyleyim”ler biter o zaman bitmesi gerekiyorsa ya da “ben böyleyim”ler başlar eğer başlaması gerekiyorsa? önyargıları yıkmaktan bahsediyorum evet. önce kendini toplumdan ve bütün kurallarından soyutlayıp, sadece sen olmanın nasıl bir şey olduğunu hatırlamaktan. öğrendiğin her şeyi unutmaktan ve hepsini yeniden öğrenmekten bahsediyorum. önyargısız, üstünde düşünerek, kendine dürüst olarak. neyin olması ve neyin olmaması gerektiğini düşünmeye başlayalım diyorum. siz demiyorum biz diyorum, hepimiz. kendi gücünü yakından tanırsa insanoğlu, dünyadaki saplantılı güç çılgınlığı da biter belki?
kumandayı kullanmayı yüz yıllar önce keşfedenler, bize aynı kumandaya sahip olduğumuzu unutturdular.
değişim çok güzel gelsenize?
